İş Psikolojisi Ve Mesleksel Stres

"Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti " diyor ya büyük şair Orhan Veli, biz de bu yazıda çalışanı neler neler etkiler onu konuşalım istedik...

İş güvenliğinin temeli çalışana dayalıdır. Çalışanın fiziksel sorunları kadar ruhsal durumu da çok büyük önem taşır, ruh sağlığı bozulursa çalışma hayatında zincirleme şekilde herkesi etkiler.

Ruhsal ve davranışsal bozukluklar, Uluslarası Çalışma Örgütü (İLO) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından " meslek hastalığı " olarak kabul edilmektedir. Ancak, ne yazık ki ülkemizdeki meslek hastalıkları listesine nedense dahil değildir.

Mesleksel stres oluşumunda; işyeri ortam faktörleri, çalışma koşulları, iş yükü ve bireyin özellikleri önem taşımaktadır. İşyerlerinde uygun olmayan çalışma koşulları, gürültü, titreşim, kötü aydınlatma, uygun olmayan aşırı soğuk ya da sıcak ortam, nemli, havalandırması uygun olmayan ergonomik gereksinimler; çalışma giysisi, ayakkabı, baret, gözlük, maske, kulaklık gibi yetersiz veya uygunsuz kişisel koruyucular yanında işyerindeki kötü zaman ve personel yönetimi de insanın psikolojisini rahatlıkla bozabilmektedir.

Kimyasal maddelerden kurşun, civa, manganez, talyum, çeşitli gaz ve sıvılar, pestisitler, boyalar ve plastik maddeler yanında çok tehlikeli işlerde çalışıyor olmak bile çalışanın psikolojisini kolayca olumsuz etkilemektedirler.

Vardiyalı işler, gece ve uzun çalışmalar, uykunun bozulmasına, biyoritmin etkilenmesine ve sonuçta motivasyonun düşmesiyle iş yaşamının etkilenmesine, kişinin kendi öz saygısından uzaklaşmasına, aile ve sosyal uyumunun bozulmasına ve tükenmişlik hissine yol açabilmektedir.

Mobbing ve işyerinde sözlü, fiziki, cinsel içerikli olsun olmasın kısaca her türlü tacize ve kabul edilemeyecek davranışlara maruz kalan kişideki ciddi psikolojik etkilenmeler zamanında fark edilmediğinde, öncelikle kişinin yalnızlaşmasına ve gittikçe derinleşerek istenmeyen kötü sonuçlar görülebilmesine yol açar.

İş kazasına sık uğrayanlarda geçmiş yaşantı, aile yapısı ve çocukluk dönemleri incelendiğinde; aile yaşamlarının düzensizliği ve aile içinde çatışma halinde olma, sosyal uyum bozukluğu, hırçınlık, kavgaya karışmayı seven, korkuları ve endişeleri yüksek, alkol ve uyuşturucu gibi madde bağımlılığı potansiyeli olan sıklıkla nörotik kişilik yapısında oldukları görülmektedir.

Her insanın kişilik yapısı, geçmiş yaşam tecrübeleri, yetenekleri, fiziksel ve ruhsal yapıları benzer olmayabilir. Yapılan araştırmalarda kaza yapmaya eğilimli insanlarda bazı özellikler öne çıkmaktadır. Düşünmeden içgüdüleriyle hareket etme, kişinin otoriteye veya baskıya karşı çıkması, disipline uymama dürtüsü, heyecan ve maceradan hoşlanma, boş verici olma ve ciddiyetsizlik, aceleci A tipi kişilik yapısında olmaları olumsuzluk sebeplerinden başlıcalarıdır. Bu tür kişiler işyerlerinde sık kazalanma, devamsızlık yapma, iş arkadaşları ve sıralı amirlerine karşı uyumsuzluk ve iş ortamında sürekli bir gerginlik kaynağı gibidirler.

İş doyumu için sadece çalıştığı mevki ve ücrete bakarak karar verilmemelidir. Aynı zamanda ev yaşamı, sosyal çevre uyumu da değerlendirilmelidir. Negatif insanlar kendilerine ve çevrelerine negatiflik vererek zarar verirler. Yaşlanma ile iş ve ev ortamında sorumluluk arttıkça stres tüm alanlarda artmakta, fiziksel yorgunluktan daha çok psikolojik hayat etkilenmektedir. Bu konuda kadınların daha şanssız oldukları görülmektedir.

Eğitim seviyesi arttıkça, eğer çalışanın kişilik yapısında temelde ciddi sorunlar yoksa çok daha verimli bir iş yaşamı olanağı bulunmaktadır. Örgütsel kültürü yüksek ve uygun rol dağılımı yapılmış, kaliteli işyerlerinde çalışma imkanlarını bulma olanakları diğer kişilere göre oldukça fazladır. Ancak son günlerde " Beyaz yaka hastalıkları " artmakta, genel müdür CEO gibi üst yöneticilerde mesleki stres görülebilmektedir. Kişilerin stres duyarlılığını etkileyen faktörler kişilik yapısı, iş ve yaşam biçimi, stresle baş etme mekanizmaları, emosyonel denge, önceki deneyimler, beklentiler ve özgüven olarak özetlenebilir.

Çalışanın içinde bulunduğu ekonomik sorunlar çözülmeden çalışanın tüm dikkatini işine vermesi beklenilemez. Avrupa’da yapılan bir çalışmada toplam iş günü kayıplarının yüzde 50-60'ının işe bağlı stres nedeniyle olduğu belirlenmiştir.

Stres durumunda insan beyni şeker ve kortizol başta pek çok stres hormonları salgılatarak vücutla savaşmasına olanak sağlar. Bu olmazsa, değiştirebileceğini değiştiremezsen, mücadele ederek çözülemeyecekse ya da zaten gücün buna yetmeyecekse o olaydan kaçmak ya da kabullenmek insan psikolojisine uygun olan davranış modelidir.

Psikiyatrik hastalıklar yanında, başta ölümcül kalp krizleri, kalp damar hastalıkları, yüksek ya da aşırı düşük tansiyon, şeker başta olmak üzere metabolik ve hormonal hastalıklar, kanser hastalıkları, cinsel bozukluklar stres ile paralellik göstermektedir.

Psikososyal bozukluklar, mesleksel stres ve post travmatik stres bozuklukları ister mesleksel ister işle ilgili hastalık ya da kendi kişilik sebepleriyle işten alakasız olsun, kısaca ne olursa olsun insanı korumak ve gerektiğinde tedavi olmasını sağlamak en temel görevimizdir.

Mesleki psikolojik hastalıkların tanısı koymak zordur çünkü hastalık ile iş veya çalışma ortamı arasında nedensellik bağını kurmak, mesleki kökenli olup olmadığını anlamak diğer hastalıklara nazaran daha zor bir süreçtir. Her yıl 40 bin ile 120 bin arasında meslek hastalığı vakasının olması beklenirken, 2016’da yayınlanan verilere göre sadece 597 kişiye “ Sen mesleğinden dolayı hastalanmışsın ” denmiştir. Bunların çoğunu da meslek ve hastalık arasındaki nedensellik bağı açık olan madencilik, kömür ve pnömokonyoz vakaları oluşturmaktadır. Gerçekten bunu anlamak da nedenini açıklamak da o kadar kolay olmasa gerek...

"Türkiye işçi sınıfına selâm! Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri...." diyor Nazım Usta.

Emek en yüce değerdir... Emeğe saygı, insan olmanın baş koşuludur...

1 Mayıs İşçi Bayramı... Emek ve Dayanışma Günü... Tüm çalışanlara kutlu olsun...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Atakan BEKLEN
Atakan BEKLEN - 4 ay Önce

Yazınız çok iyi. Değindiğiniz noktalar güzel. Lâkin bunu anlayan anlatan anlayış gösteren uygulayan vicdanıyla ciddiyet arasında gerçekten emekçiye sahip çıkan la çıkmayan veya çıkamayan tartışılır. Saygılar selâmlar ....

kemal yılmazer
kemal yılmazer - 5 ay Önce

Madencinin çektiği sıkıntılar ve kaynaklarını, zayıflıklarını tespitleriniz çok yerinde hocam sorunlar okadar çok ve derinki bu sorunları birebir yaşayanların öncelikle karar verip biryerinden başlamaları gerekiyor ama ben o gayreti göremiyorum

KANCA ECZANESİ
KANCA ECZANESİ - 5 ay Önce

Emek en yüce değerdir... Emeğe saygı, insan olmanın baş koşuludur...TŞK EDERİZ