"Sığınma hakkı talep ediyorum..."

Zonguldak Nostalji Editörü Yüksel Yıldırım, sosyal medyadan yaptığı paylaşım da,'Türkiye'ye sığınmayı talep ediyorum' yorumunda bulundu.

"Sığınma hakkı talep ediyorum..."

Zonguldak Nostalji Editörü Yüksel Yıldırım paylaştığı son yorumda; "Türkiye'ye sığınma talep ediyorum..." dedi.

İŞTE O YAZI

 

Atalarım Orta Asya Türk boylarından, büyüklerim Anadolu'dan göç etmiş Zonguldak'a.
1920'li yıllarda Zonguldak kömürünün yurtta ve dünyada Pazar oluşturması devletin özendirmesi ile göç başlatmış.
Bu göç kervanına büyüklerim de katılmış.
Aylar süren zorlu yolculuk ve yokluk içinde gelmişler Zonguldak'a.
Yol yorgunluğunu atamadan kendilerini madende bulmuşlar.
Zaten yoldan topluyorlarmış çalıştırılacak madenciyi.
Eğitimsiz, bilgisiz ve güvenliksiz bir şekilde girmişler İnağzı'ndaki özel bir maden ocağına.
Kalacak yer, yiyecek ekmek olmadan haftalarca çadırda yatmışlar.
Ne devlet ne de millet sormuş nerede kalırsınız, ne yer ne içersiniz diye.
Ormanın kenarına barınak yapmışlar oradan buradan topladıkları atık keresteyle.
Çalışmışlar vardiyasız, mesaisiz, ikramiyesiz ter kan içinde.
Susuz dinamit, baretsiz başla, canla kazmışlar kömürü.
Sırtındaki küfeyle taşımışlar memleketin geleceğini.
Aydınlık Türkiye'nin, aydınlık yarınlarına.
Günler geçmiş, yıllar geçmiş, bir başını sokacak evi, altı da çocuğu olmuş.
Toprağını işlemiş, meyvesini aşılamış, alın teriyle toprağını sulamış.
Çocuklarını büyütmüş, torunlarını okutmuş.
Tek hayali yaşamak istediği yuvası, tek varlığı da yaşadığı yuvası olmuş.
Tam dinlenecek derken, ateş düşmüş vücuduna.
Susuz dinamitin tozu, kömürün karası yapışmış ciğerlerinin duvarına.
Yaşayamamış…
Hissedemeden hayatın tadını.
Daha yılı dolmadan sessiz sedasız göçüp gitmiş bu dünyadan.
... ....
Çocukları ve biz torunları onun bıraktığı o evde büyüdük.
Varlığımızı, eğitimimizi, sahip olduğumuz bütün değerleri ormanın kenarındaki o evin çatısı altında kazandık.
Kazandığımızın iaşesini, toprağımızın kirasını hep ödedik.
Şimdi birileri gelmiş, kendi toprağımızı tekrar kendimizin satın almasını istiyor.
Değerinin on katı birimle çarpmışlar.
"Alırsan al. Almazsan satarız" mantığıyla.
……
Çalışanın para kazanamadığı, çalanın yanına kar kaldığı.
Verilen söz ve vaatlerin önemsiz
Keyfi kararların, tutarsız yalanların kol gezdiği.
Başkasının faturasının, kendi vatandaşına kesildiği
Kaçak, göçek geçinenlerin, doğru ve dürüst yaşayanlardan üstün sayıldığı
Yanlışlara sessiz, doğrulara sedasız kalındığı
Yabancıya dost, kendi yurttaşına düşman
Milletini denetleyen, kendisini kenetleyen
Suriyeliye imkan, Afganlıya mekan, Iraklıya bakan Büyük TÜRKİYE Devleti'nden bir isteğim var.

Bu topraklar için canını feda etmiş atalarım gibi bu topraklarda canımı vereceğim memleketim de.
Öz vatandaşlarının da haklarının gasp, emeklerinin hiç edilmesi yöntemlerinden vazgeçilsin.
Son yıllarda ilegal ve suç olmuş cezai işlem gerektiren enstrümanlara karşı gösterilen affın, örnek olmuş güzelliklere karşı merhamet bile gösterilmemesi düşüncesiyle.
Bende bir asırdan fazla bu coğrafyada yoğrulmuş bir ırkın bireyi ve Türk vatandaşı olarak, mülteciler gibi bile yaşayamadığımız için Türkiye Devletinden sığınma hakkı talep ediyorum…

Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2018, 14:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER