41.Başkanlar Kurulu Özbekistan'da yapıldı

Eğitim Bir-Sen Zonguldak şube başkanı Saadettin Dede, 41. Başkanlar Kurulu Toplantısı Özbekistan’da yapıldığını söyledi.

41.Başkanlar Kurulu Özbekistan'da yapıldı

Eğitim Bir-Sen Zonguldak şube başkanı Saadettin Dede yaptığı açıklamada;

"Ata diyarımız Özbekistanın bu önemli şehirlerinde önemli tarihi mekanları ziyaretlerin yanı sıra, Büyük elçilik çalışanlarımız ve Eğitim Sendikalarıyla da önemli görüşmeler yapılmıştır.
Yapılan Başkanlar Kurulu Toplantısında ülkemiz eğitim çalışanlarını ve eğitimin sorunlarını ilgilendiren önemli konular ele alınmış ardından ise sonuç bildirisi yayınlanmıştır.
Başkanlar Kurulu sonuç bildirisi
1-Güçlü Türkiye hedefine, "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturuyla ulaşılabileceği gerçeğinden hareketle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi döneminde siyasetin ana yapıcılarının, bu temel esas ekseninde politika belirleme ve karar almalarının Türkiye'ye ve geleceğe dair en büyük sorumlulukları olduğuna inanıyoruz.
2-Ülkemizin ekonomik ve sosyal alanda kaydettiği gelişmelerin ve artan refahın, çalışma hayatına ve kamu çalışma ilişkilerine yansıması gerektiğini ifade ediyor; kamu görevlilerine 3600 ek gösterge verilmesi başta olmak üzere, seçim sürecinde kamu görevlilerine verilen vaatlerin ivedilikle yerine getirilmesini ve diğer tüm kamu görevlileri için mevcut ek gösterge rakamlarının 600 puan artırılmasını talep ediyoruz.
3-Kamu yönetiminin dönüşümü ve yeniden yapılandırılması sürecinde kamu görevlilerinin kazanılmış haklarının korunması, kariyer ve liyakat sistemi zemininde hizmet yürütmelerinin güvenceye alınması konularında titizlik gösterilmesi çağrısında bulunuyoruz.
4-Çalışma hayatını, kamu görevlilerini, eğitimi, akademik camiayı ve eğitim personelini ilgilendiren düzenleme, uygulama ve kararların, iş birliği ve iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde paydaşlarla birlikte gerçekleştirilmesi, görüş ve önerilerin kararlara yansıtılması gerektiğini deklare ediyoruz.
5-Kamu görevlilerinin kariyer ve liyakat zemininde kamu hizmeti yürütmelerini, görev motivasyonunu, çalışma huzurunu, iş barışını, hukuk devleti ilkesinin temel değerlerinden olan kazanılmış hakların korunması ilkesini yok sayacak her türlü uygulama ve karara karşı olduğumuzu bir defa daha ifade ediyoruz.
6-Kamu görevlilerinin iş güvencesini geriye götürecek her türlü girişimin karşısında olduğumuzu; performans değerlendirmesi, rotasyon, yeterlik sınavı gibi kamu hizmetinin niteliğini artırmak yerine kamu görevlilerini tedirgin ederek kamu hizmetine olumsuz yansıyacak türden politik tercihlerin kamu personel rejiminin gündeminden çıkarılması gerektiğini yineliyoruz.
7-Başta Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversiteler olmak üzere, eğitim alanında kamu hizmeti sunan kamu kurumları eğitimin paydaşlarına kulak vermeli, birlikte çalışmayı öncelemeli; eğitim hizmetini ve personeli ilgilendiren düzenleme, uygulama ve kararlarda istişareye önem vermeli, uzlaşma zemininde politika geliştirilmesine hassasiyet göstermelidir.
8-Millî Eğitim Bakanlığı birimleri arasında hedef, amaç, politika ve eylem noktasında birbiriyle uyumlu, birbirini tamamlayan, sebep sonuç ilişkisini gözeten bir politika oluşturma, karar alma, yürütme ve uygulama bütünlüğünü sağlayacak yapısal bir dönüşüme ihtiyaç vardır.
9-Ülkelerin ekonomik gelişmesi ve refahının artması, demokratik ve katılımcı bir toplumun var olması, bireylerin kişisel beceri ve kapasitelerinin gelişmesi ve kendi refahlarını sağla¬masının temel taşı konumundaki eğitim, Türkiye için bir beka sorunu hâline gelmiş durumdadır. Günü kurtarmaya yönelik palyatif çözümler yerine insanı merkeze alan kapsamlı ve sürdürülebilir bir sistemin kurulması için katılımcı bir anlayışla eğitim sorunu yeniden ele alınmalıdır.
10-Temel insan hakları ihlal edilerek, kadro istikrarını zoraki yöntemlerle temin etmenin yolu hâline gelen kamu görevlilerini eşi ile işi, sağlık ile işsizlik arasında tercihe zorlayan sözleşmeli istihdam biçimine karşıyız. Kamuda aynı işi yapan personel arasındaki statü farkı sonlandırılarak, bütün sözleşmeliler kadroya geçirilmeli, kamu hizmetlerinin memurlar eliyle yürütülmesi sağlanmalı; kamu hizmetine alınmada vicdanları yaralayan ve mağduriyet oluşturan mülakat yöntemi kaldırılmalıdır.
11-Devlet memurluğunun temel ilkeleri arasında yer alan kariyer ilkesinin vücut bulmuş hâli olan görevde yükselme süreci, tüm kamu kurumları açısından işler hâle getirilerek kamu görevlilerinin mesleki ve kurumsal yükselme yolları açılmalı; özellikle tüm üniversiteleri kapsayan, keyfiliği giderecek ve mesleki yükselmeyi tesis edecek merkezi bir görevde yükselme süreci başlatılmalıdır.
12-Millî eğitim bütçesinin sürekli artarak eğitimin fiziki altyapısının geliştirilmesi memnuniyet verici olmakla birlikte aynı gelişmenin eğitimcilerin haklarının iyileştirilmesi ve itibarlarının artırılması konusunda sağlanamadığı görülmektedir. Eğitim yöneticilerinin her türlü resmi törenin hazırlık ve yürütülmesinde asıl işi üstlenmelerine rağmen törenlerde görmezden gelinmeleri ve kendilerine ayrılan yer bunun en somut kanıtıdır. Bu itibarla Bakanlık öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının özlük haklarını geliştirerek, öğretmenlik mesleğinin itibarını hak ettiği noktaya çıkarmalı; eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümüne ilişkin daha çok çaba göstermelidir.
13-Bir okulun ancak yöneticisi kadar başarılı ve etkili olduğu gerçeğinden hareketle eğitim kurumu yöneticilerinin özlük hakları, üstlendikleri pedagojik ve idari sorumluluklarla orantılı olarak geliştirilmeli; karar alma ve uygulama noktasındaki yetkileri okul içi istişare ve ortak karar mekanizmaları dâhilinde genişletilmelidir.
14-Eğitim hizmetinin sürdürülebilmesini sağlayan, okul sisteminin vazgeçilemez unsurları olan şef, memur ve hizmetliler başta olmak üzere, genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfı personelinin çalışma şartlarının iyileştirilerek maddi sorunlarının çözülmesi, eğitimin niteliğinin artırılmasına katkıda bulunacaktır.
15-Büyük Türkiye vizyonuna ulaşmaya imkân verecek olan üniversitelerin oluşabilmesi için eleştirel düşünebilen, medeniyet değerlerine vakıf, dünyadaki gelişmeleri okuyabilen, vizyon sahibi bireyleri yetiştirmeyi hedefleyen, toplumsal kalkınmaya yönelik bilimsel bilgi üretiminin sağlanmasının yanında iş güvencesini esas alarak katılımcı bir yükseköğretim yönetimini önceleyen yeni bir yükseköğretim kanununa ihtiyaç vardır.
16-Rektörlere tanınan yetkilerin sınırlarının belirsizliği ve etkin bir denetim mekanizmasının bulunmaması, keyfi kararlara, suistimale, adaletsizliklere, hak kayıplarına, kurum içi çalışma ilişkilerinin bozulmasına neden olmaya devam etmektedir. Üniversitelerdeki yönetim zihniyetinde köklü bir değişime ihtiyaç bulunmaktadır. Üniversite yönetimlerinin, personeli ile uyum içinde, adil, objektif ve eşit uygulanan yapıcı politikalar geliştirerek evrensel üniversite misyonuna uygun hareket etmelerini sağlayacak adımlar atılmalıdır.
17-Üniversitelerimiz, kişisel bağlılık yerine üretilen bilgi ve değere odaklanan bir akademik yükselme, iş güvencesi başta olmak üzere, özlük haklarının korunduğu ve geliştirildiği bir akademik personel yönetimi, akademisyenlerin esas olarak araştırma ve bilgi üretmeye yönelecekleri bir çalışma düzeni kurmalıdır.
18-İdari personelin akademik personel ile bir bütün olarak üniversiteye vücut verdiği gerçeğinden hareketle, idari personelin akademik personele tanınan yükseköğretim tazminatı, geliştirme ödeneği gibi temel bazı mali ve sosyal haklardan faydalandırıldığı, üniversitelerarası merkezi yer değişikliği haklarının tanındığı, üniversite yönetiminde görüş ve önerilerinin dikkate alındığı, ayrımcılığa maruz bırakılmadığı üniversiteler görmek istiyoruz.
19-Ülkemiz yükseköğretim sisteminin geldiği noktada sunduğu hizmetler vazgeçilmez hâle gelen Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun işlevselliğinin ve etkinliğinin artırılması amacıyla kurum çalışanlarının mali hakları başta olmak üzere, özlük hakları iyileştirilmeli; özel ve gece hizmetleri gibi kurumsal kökenli çalışma şartlarından kaynaklı hak kayıpları giderilmelidir.
20-Türkiye'nin en büyük sendikası ve sivil toplum kuruluşu olarak, hak, özgürlük ve emek mücadelemizi yeni zeminlere taşıyarak; üyelerimizin, eğitim çalışanlarının haklarının korunup geliştirilmesi, ülkemizde demokratik zeminin güçlendirilmesi ve emeğin saygınlığının artırılması için sendikal yürüyüşümüze kararlılıkla devam edeceğiz.
21- Emeğin ve alın terinin evrenselliğinden hareketle, sendikal mücadelenin küresel eşitlik ve adalet mücadelesinin bir parçası olduğu bilinci içinde ülkemizde ve dünyada daha etkili bir sendikal mücadele için uluslararası iş birliği çabalarımız artarak sürecekti" dedi

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2018, 13:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER