Kaçak yolcu…

Kaçak yolcu…

Sene 1978 ya da 79, bir yaz günü, geçmiş zaman tarihi net hatırlamıyorum. Mahalleli arkadaşlarla Göbü’ye denize gitmek için evden habersiz kaçtık. Çalışan tek vasıta olan tren istasyonuna gittik. Cepte para yok, normalde insanlar bilet alır, kondüktör yolculuk sırasında gelip kontrol eder, denk gelmese bile çıkışta muhakkak bir görevli olur, delinmiş biletleri teker-teker toplar…
Arkadaşlarım tecrübeliydi ama ben trene ilk kez kaçak binecektim, ben de fazlasıyla heyecan yaratmıştı zira o zamanlar tam bir ev çocuğuydum. Bırakın trene kaçak binmeyi yalan söylemeyi bile çok ayıp sayar arkadaşlarım yaramazlık yaparken ayıp değil mi? diye sorardım… Kısacası biraz ana kuzusuydum...
İstasyonda yere düşmüş bir bilet buldum, üzerinde Zonguldak-Filyos yazıyordu, gideceğimiz istikamet olduğundan sevinerek aldım cebime attım ama zaten gidişte hiçbir sorunla karşılaşmadık, binmemiz de inmemiz de çok kolay oldu. Aç susuz denize girdik, eğlendik yüzdük-yüzdük kuyruğuna geldik, dönüş trenine bindik, istasyona gelene kadar bilet soran olmadı, istasyona girdiğimizde görevli kondüktör birdenbire kompartımanın başında görünüverdi. Duran trenden arkadaşların hepsi atlayarak karşıya geçtiler. Fakat ben, aklıma güveniyordum, hem görevliden kaçmak ayıp olurdu, bulduğum biletin işe yarayacağından emindim. Biletçiye bileti vermekte hiç bir sakınca görmedim, ‘peki kardeşim sen hiç biletin arkasına bakmaz mısın, çevirip tarihi üste getirip baksana’… Görevli adam anında uyandı. kolumdan tutup "sen bekle bakalım burada uyanık" dedi… Ben de kuzu-kuzu bekledim hatta yolun karşısına geçmiş arkadaşlar beni kaçırmak için tekrar geldiler, ben yine kaçmadım… Kaçmadım ama iyi halt ettim. Bütün yolcular gitti, bilet toplayıcı yüzüme pis-pis baktı "utanmıyor musun?" dedi, ben de ilk defa yaptığımı, çok üzgün olduğumu geveledim, yüzüme öyle bir şamar indirdi ki… Okkalı şamar, Osmanlı tokadı mı artık adı neyse tanışmış oldum...
Çok utanmıştım.ama!... Asıl sorun mahalleye gidince oldu çünkü nasıl olduysa daha biz ulaşmadan haberimiz ulaşmış, herkes dalga geçti, bir de annemden süpürge sapı yedim… Bana iyi ders oldu… O gün bu gündür, kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmem, yerlere tükürmem, kimsenin otobüs sırasını ihlal etmem. Ne olur ne olmaz, o biletçi her an bir yerden çıkabilir...

Alıntı: Yüksel Yıldırım
Zonguldak Nostalji

ELMAS TV

Güncelleme Tarihi: 15 Ocak 2019, 11:31
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zafer
Zafer - 6 ay Önce

Dürüst olmak, ne pahasına olursa olsun dürüst olmak işte bu büyük bir meziyet. Biletçi biraz ayıp etmiş ama o anıyı hiç unutmamışsınız. Bu anıda tek istenmeyen şey o osmanlı tokadı. Daha eğitici bilgilendirici ve babacan bir tavır olsaydı eminim onu da unutmayacaktınız. Meselemiz de bu zaten ceza ve eğitim cezayla eğitim zir kavramlar. Belki kurallara uyuyorsunuz ama bu o biletcinin sizin bilinç altınızda bıraktığı korku duygusu yüzünden. Eğitimde ise dogru davranisi pekistirme veya yanlış bir davranışı odullendirmeme ve neden yanlis olduğunu açıklama vardır. Toplum olarak çoğunuz öyle taşıyoruz zaten. Polis varsa kurallara uy polis yoksa kırmızı da geç hız ihlali yap. Bu kuralların bir arada yaşamak için toplumsal normlar olduğunu unutuyoruz. Biraz benciliz kısacası. Ama yine de hikayemiz güzel. Hayırlı günler

SIRADAKİ HABER