EY REKTÖR! PARAMIZ YOKSA ÖLELİM Mİ?

BEÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesinde ki skandalları ve iddiaları gündeme getirmeye devam ediyoruz…

Her gün farklı bir haber,

Bizlere ulaşan hasta ve hasta yakınları,

Başından geçenleri anlatanları hayretle dinliyoruz…

Allah kimseyi sağlığı ile terbiye etmesin,

Yaklaşık beş yıl önce ağır bir hastalık atlattığımda,

Zonguldak’ta tedavi görebileceğim bir yer olmadığı için,

Biz de neden yok demiştim,

Neden başka illerde tedavi görüyoruz!

Meğer benim hastalığım çok ciddi boyuttaymış ama şimdi şükrediyorum uzman ellerde sağlığıma kavuştuğum için!

Şimdi gelelim asıl konumuza…

BEÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk bölümünde yaşananlara!

Evlat candır, her şeydir..

Bütün varımız yoğumuz, canımızı bile veririz evlatlarımız için gözümüzü kırpmadan…

Biz böyle bir düşünceye sahipken,

BEÜ’de ki çocuk servisine çocuğu ateşlendiği için başvuran,

Ardından hastane de ilaç olmadığını duymaları,

Ellerine tutuşturulan bir kağıt parçası ile,

‘Git bu ilacı alda gel yoksa tedavi edemeyiz’ sözleri,

İnsanı çileden çıkartmaz mı?

Cümlelere devam etmeden önce bu yaşananların iddia olduğunu hatırlatarak devam edelim!

Böyle bir iddia var,

Önce stent eksikliği,

Ardından ilaç yetersizliği,

Peki bu durum nereye kadar gedecek?

Üniversite hastanesinde tedavi olmak istersek,

Cebimizde ilacımızı alıp da mı tedaviye gideceğiz?

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur!

Hangi devirde yaşıyoruz!

Belki cebimde para yok!

Acile başvurmuşum,

Üstelik küçük bir çocuğum için,

Üstüne bana ‘İlacını alda gel’ diyeceksiniz!

İlaç yoksa ölüme mi terk edileceğiz?

Bu yaşananlar kabul edilemez Sayın Rektör!

Sayın Genel Sekreter!

Sayın Hastane yetkilileri!
Hemen hemen hergün farklı bir iddia,

Farklı açıklamalar yapılıyor!

Ne zaman kendinize çeki düzen vereceksiniz?

Sayın Genel Sekreter hangi gazeteciye nasıl dava açarım diye düşüneceğine,

Sağ kolu olduğu Rektörü de bir bilgilendirsin!

Rektör beyin haberi yokmuş!

Biz uyarımızı yapalım,

İddiaları paylaşalım!

Nasılsa kendimiz çalıp oynayacağız,

İnsan sağlığı da kaçıncı plana atılarak devam edecek hayat!

Sayın yöneticiler kendinize gelin!

GÜNÜN SÖZÜ: Yetenek yoksa sanatçı olmaz, ama çalışmadıkça yetenek hiçbir işe yaramaz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Farabili
Farabili - 9 ay Önce

Ne davası açıyormuş. Görevlerini yapsınlar. Gazeteci gördüğü olumsuzluğu tabiki yazacak. Görevini tam yapana gazetecinin yazabileceği bir şey olmaz.

ömer çiftcan
ömer çiftcan - 9 ay Önce

Her ne kadar kamu hastanelerinin başlıca amacı kâr etmek olmasa da bu hastanelerin sürekli zarar etmesi borç batağına girmesine ve faaliyetlerini istenen düzeyde yerine getirmesine engel teşkil etmektedir. Üniversite hastanelerinin zarar etmesinde içsel ve dışsal faktörler olmak üzere birçok faktör bulunmaktadır.

Dışsal faktörler hastane yönetimlerinin değiştiremeyeceği faktörler olmakla birlikte içsel faktörler yönetimin değiştirebileceği faktörlerdir. Dışsal faktörlerin başında üniversite hastanelerinin sunduğu hizmetlerin neredeyse tek alıcısının Sosyal Güvenlik Kurumu’lu (SGK) hastalar ve dolayısıyla bu hizmetlerin bedellerinin tek ödeyicisinin SGK olmasıdır. SGK devlet hastanelerine olduğu gibi üniversite hastanelerine teşhis ve tedavi bedeli olarak ödeyeceği fiyat miktarlarını Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile düzenlemektedir. Söz konusu fiyatlar tek taraflı olarak SGK tarafından belirlenmektedir. Fiyatların tek taraflı olarak belirlenmesinin yanı sıra hastane tarafından hastalardan alınabilecek ilave ücret miktarında da SUT’da sınırlama bulunmaktadır.
Üniversitelerin teşhis ve tedaviye ilişkin malzeme ve ekipman fiyatları özellikle son yıllarda ciddi şekilde artmış olmakla birlikte SUT fiyatlarında önemli artışlar yapılmamıştır. Bu durum Sosyal Güvenlik Kurumu’nun giderlerindeki artışı kontrol altına alırken üniversite hastanelerinin gelirlerinin artmasına engel teşkil etmektedir. Son yıllarda üniversite hastanelerine yapılan müracaatların önemli bir kısmını üniversite hastanelerinin asıl fonksiyonu olan ileri düzey tedaviye ilişkin değil, SUT fiyatı nispeten düşük olan ve üniversite hastanesi personelini katma değeri yüksek tıbbi uygulamalar yapmaktan alıkoyan teşhise (muayene) ilişkin bulunmaktadır. Sevk zincirinin kaldırılmış olması bu durumun başlıca nedenlerinden biridir.

Her ne kadar 27.03.2018 tarihinde yayımlanan 7103 sayılı Kanun’la devlet tarafından üniversite hastanelerine bir defaya mahsus belli bir finansman sağlanmış olmakla birlikte söz konusu düzenleme sadece pansuman niteliğinde olup üniversite hastanelerinin kronik sorunlarını çözebilecek nitelikte değildir.