ETKİN DİPLOMASİ VE TÜRKİYE

Türkiye Libya Meşru Hükümeti İle anlaşarak Doğu Akdeniz’den Batı Akdeniz sınırına kadar etki alanı oluşturdu.

Türkiye’nin Libya hamlesi ateşkes getirdi.Libya'da  Ulusal Mutabakat Hükümeti İle anlaşarak  askeri olarak Doğu Akdeniz'in en stratejik bölgesinde yer alacak.

Artık Türkiye Kıbrıs havzasında dar bir alanda değil tüm Doğu Akdeniz bölgesinde hem ekonomik hem de askeri etki alanı oluşturdu.

En son 8 Ocak tarihinde İstanbul'daki Erdoğan-Putin zirvesi küresel bir aktör olan Rusya Libya'da Hafter ve destekçilerine etki yaparak 12 0cak ateşkesi sağlandı.

Bu sürecin kalıcı mı yoksa geçici mi olacağını Türkiye-Rusya-İtalya-Mısır ve Körfez Ligi'nin atacağı adımlar belirleyecek.

Tunus ve Cezayir arabulucuk  dışında sürece dahil olmak istemiyorlar.

Çünkü ülkelerine ateşin bulaşmasını istemiyorlar.
Silahların susmasından sonra yoğun  siyasi ve askeri diplomatik görüşmeler ve kararlar yaşanacak.

Türkiye mutlaka askeri anlaşama gereği asker gönderecek.

Aynı şekilde Rusya'da alanda Wagner'ler dışında askeri olarak yer almak istiyor.Hafter kontrolünde olan Tobruk  yönetimi Mısır'dan asker talebinde bulundu.

Mısır alana askeri olarak girmek için zaten hazırlıklarını yapmış durumda.

Hafter yanlılarının zaten en büyük silah desteği veren taraf.

Çavuşoğlu'nun mekik diplomasisi

3 Ocak tarihinde Bağda'da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından Irak'a giden ilk dışişleri bakanı Mevlüd Çavuşoğlu oldu.

Irak'a üst düzeyde Türkiye'nin yaşanan olaylardaki görüşlerini bildirdi.

Çavuşoğlu Libya'da ateşkes barışa giden süreç için Cezayir,İtalya ve Rusya'ya gitti.

Savunma Bakanı  Akar ve MİB Müsteşarı Fidan'da Moskova'daki heyette yer aldı.

Tüm bu baskın diplomasi 12 Ocak Ateşkesini getirdi. Diplomasi bir süreç yönetimi.

Türkiye sonuçta  bölgemizin barış, güvenlik, istikrar ve refahını sağlamaya çalışan baş aktör.

Berlin konferansı öncesi taraflar alanda birbirlerine ateş etmeden masaya oturmaya çalışacaklar.

Bu olası bir barış için Libya için çok önemli.İtalya hem alana asker göndererek hem de taraflar üzerinde etkisini artırarak süreçte yerini almaya devam edecek.

2020 ''uyarı yok tehdit var'' ile başladı
ABD Başkanı Trump attığı twit ile kendisine tehdit olarak gördükleri hedefleri artık uyarmadan vuracağının sinyalini vermişti.

Afganistan, İran, Irak,Suriye,Lübnan, İşgal altındaki Filistin toprakları, İsrail işgali, Mısır ve Libya tüm bu ülkeler yan yana ve Türkiye'nin bekasını birinci derece ilgilendiren olaylar yaşanıyor.

Türkiye küresel güçlere ve bölgesel çıkmazlara rağmen içerinde oluşan Cumhur İttifakı ile bir siyasi irade oluşturdu.

Sınır ötesinde diplomatik ve askeri gücünü istikrar sağlayıcı bir etken olarak kullanan Ankara 1.Dünya Savaşı'ndan yüz yıl içinde gelişen tüm gelişmelerden geren dersi çıkarmış durumda.2020 yılı tüm bölge için mayın tarlası olmaya devam edecek.
 Sözde yüzyılın anlaşması
ABD'de Kasım ayında başkanlık seçimleri takviminde Trump yüzyılın anlaşması olarak adlandırdığı Filistin topraklarını Müslümansız bırakma projesini başlatacak.

İsrail ile başta Filistinli yöneticilerin körfez liginden Ürdün ve  Mısır'a kadar birçok Arap devletinin masada olduğu yeni bir süreci ABD başlatacak.

Bu kaos planının önünde en ciddi direnç yine Türkiye olacaktır.İran 2020'de kendi içindeki karışıklıklarla daha çok uğraşmak zorunda kalacaktır.

Çünkü Amerika Süleymaniyi öldürerek İran dışındaki İran'ı vurdu.
Dünya beklenen o yüksek gerginliğe doğru gidiyor.

Vekalet savaşları bölgesel çatışmalara dönüşebilir.

Türk devlet aklı kavgayı kendi sınırlarında değil etki alanının en uç noktalarında vermeye devam edecektir.

Mesele beka meselesi ise gerisi biraz ayrıntı olarak kalıyor.

YORUM EKLE